Gazeteci Ermiş: Rusya, Türkiye’ye istihbarat vererek saldırı gerçekleştirmesini sağlıyor 2022-08-14 09:14:54   URFA - Soçi’deki görüşmeden sonra Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırıların arttığını belirten gazeteci Halit Ermiş, “Garantör güçlerin varlık sebebi ortadan kalkıyor. Rusya, Türkiye’nin garantörlüğünü üstlenmiş durumda. Ona istihbarat sağlayarak saldırı gerçekleştirmesini sağlıyor" dedi.   Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan arasında 5 Ağustos’ta Soçi kentinde gerçekleşen görüşme sonrası Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılar arttı. Türkiye, denetiminde tuttuğu Cerablus, Bab, Ezaz, Efrîn, Serêkaniyê, Girê Spî kentlerinde demografik yapıyı değiştirmesinin yanı sıra her gün bölgede bulunan garantör güçlere rağmen Kuzey ve Doğu Suriye’de halkların özgür yaşamını paramiliter güçler aracılığıyla ve doğrudan saldırarak boğmak istiyor.   Türkiye bunu gerçekleştirmek için her yolu deniyor. Bu çerçevede Ankara ve Şam arasında Suriye’de çatışmaların patlak vermesinden sonra ilk defa görüşmeler gerçekleşti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Sırbistan’ın başkenti Belgrad’ta Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad ile görüştü. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşeceği iddiası Türkiye ve desteklediği paramiliter grupların denetiminde bulunan İdlib, Ezaz, Cerablus, Marê, Raî, Bab, Soran ve Serêkaniyê gibi birçok bölgede tepki ile karşılandı. Gösteri yapanlar, Türkiye bayrağını yakarken, Şam hükümetiyle “barışmayı” reddettiklerini belirtti.   Yaşanan bu gelişmelere paralel olarak Demokratik Suriye Güçleri (QSD) son dönemde bölgeye dönük artan saldırılara karşı 8 Ağustos’ta Mardin sınırında 3 ayrı eylem gerçekleştirdiğini, 23 askerin öldüğünü açıkladı. Bölgede son günlerde yaşanan olağan üstü gelişmeleri uzun yıllardır Kuzey ve Doğu Suriye’de gazetecilik yapan Halit Ermiş, Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirdi.   SOÇİ’NİN ARKA PLANI   Soçi’de açıklanan maddelerden çok arka planda konuşulanların önemli olduğuna değinen Ermiş, bunun yansımasının sahada kendini gösterdiğini kaydetti. Asıl belirleyici olanın sahada yaşananlar olduğunun altını çizen Ermiş, “Görüşmeden sonra Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırıların artması tarafların aralarından bir anlaşmaya gittiklerini net bir şekilde gösteriyor. Kimi maddelerde de bu gözüküyor. Rusya, Türkiye ve Şam hükümetini bir araya getirmek istiyor. Mevlüt Çavuşoğlu’nun yaptığı açıklamalar bu çerçevededir. Zaten Çavuşoğlu ‘istihbaratlar arasında görüşmeler var’ dedi. Yapılan açıklamalar ile Erdoğan ve Esad’ın görüşmesinin zemini hazırlanıyor” diye konuştu.   Suriye’deki çatışmalı sürecin yapılan görüşmeler ile yeni bir evreye girdiğini dile getiren Ermiş, “Güç dengeleri kendi aralarında yeni bir süreç belirliyor. Uluslararası koalisyon güçleri var. Türkiye onlar ile daha içli dışlı olmasına rağmen Rusya ile ilişkilerini daha ileri bir seviyeye taşıdı. Suriye’de on binlerce çetesi ile işgal gerçekleştiren Türkiye, Şam hükümeti ile yeniden görüşme yapmanın yolunu arıyor” dedi.   ‘ŞAM İLE GÖRÜŞMEK KOLAY OLMAYACAK’   Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun görüşmeyi açıklamasından sonra Türkiye ve desteklediği grupların denetiminde bulunan kentlerdeki gösterilere değinen Ermiş, “Türkiye, Suriye’deki varlığını bugüne kadar bu çeteler üzerinden sağladı. Özellikle DAİŞ, El Nusra artığı çeteleri birçok yerde kullandı. Türkiye işgal ettiği yerlerde asimilasyon politikaları devreye soktu. Kendi parasını tedavüle koydu. Posta sistemini geliştirdi. Devlet kurumlarını getirip Suriye’de kurdu. Bu çete grupları açısından ‘biz ilelebet buranın hakimiyiz, Türkiye’nin güvencesinde biz burada kalacağız ve Şam hükümeti bizi buradan çıkaramaz’ diye düşündüler. Federe bir yapı ile işgal ettikleri bölgeleri kontrol edebilecekleri güvencesi verilmiştir onlara. Yoksa bu kadar çeteyi savaşa sürüklemek bu kadar kolay olmayacaktı. Belli vaatler vardı. Kendi varlığını bu şekilde Suriye’de oluşturmuş Türkiye’nin bir anda politika değiştirmesi, Şam hükümeti ile görüşmesi o kadar kolay olmayacağını gösteriyor” ifadelerini kullandı.   SOÇİ’NİN İDLİB YANSIMASI NE OLACAK?   Türkiye’ye karşı yapılan eylemlerde SMO adına yayınlanan yazılı açıklamanın Ankara’da hazırlandığına dikkat çeken Ermiş, açıklama ile gösterilerin sıradan gösterilmeye çalışıldığını kaydetti. Soçi görüşmesinin İblib’e yansıması olacağını söyleyen Ermiş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Paramiliter güçler bir şekilde kullanılabilir ama Nusra gibi Selefi yapılar var. Bu yapıların amaçları var ve Türkiye ile bu çerçevede ilişki kurmuşlar. Bu güçler görüşmeyi kabul eder mi? Bu gruplar silah bırakacak mı? Bu yapılar varlıklarını 11 yıldır süren savaş üzerine kurgulamışlar. Bütün dünya bu yapıları çete olarak görüyor. Bu çeteleri savaş olmadığında nereye koyacaksınız? Bu husus Türkiye’nin başını ağrıtacak bir husus. Şam hükümeti bu gruplar ile görüşmeyi kabul ederse kendi başına bela almış olacak.”     ‘ASIL TEHLİKE KENDİLERİ’   QSD'nin son dönemde bölgeye dönük artan saldırılara karşı 8 Ağustos’ta Mardin sınırında 3 ayrı eylem gerçekleştirdiğini, 23 askerin öldüğünü hatırlatan Ermiş, “Türkiye bölgeye ölüm getirecek, katliamlar gerçekleştirecek, bölgede bulunan güçler de elleri kolları bağlı bekleyecek. Böyle bir şey olmaz. Bugüne kadar Türkiye sınırında QSD tarafından yapılan bir eylem yokken, Türkiye yaptığı saldırılara bunu gerekçe gösterdi ve ‘bize dönük tehdit, tehlike var’ dediler. Ancak asıl tehlike kendileriydi. O bölgelerde bir saldırı yoktu. Rusya bölgede bulunan bir güç, bölge saldırıya maruz kaldığı zaman varlığını neye dayandıracak?” diye sordu.   ‘ÖZSAVUNMA HAKTIR’   QSD'nin saldırılara karşı özsavunma hakkını kullandığının altının çizen Ermiş, “Bu en insani şeydir. Soçi sadece Türkiye ve Rusya arasında olan bir anlaşma değil, bütün güçler arasında zımni bir anlaşma var. Bu saldırılar karşısında hiçbir devletten ciddi bir ses çıkmıyor. Belli ki çok yönlü ve aktörlü bir süreç yönetiliyor. Bölge halkı bu saldırıları kabul etmiyor. Öz savunma yapılmasını istiyor. Yapılması gereken en meşru şey karşılık vermektir ve buda haktır” dedi.   ‘DAİŞ BİTMEDİ’   Bölgede DAİŞ varlığının hala var olduğuna değinen Ermiş, DAİŞ’in bittiği yönünde algı oluşturulduğunu sözlerine ekledi. QSD’nin gerçekleştirdiği operasyonlarda birçok DAİŞ hücresini çökerttiğini dile getiren Ermiş, “Buna karşı Rusya ya da başka bir gücün DAİŞ’i yok etme isteği var mı? Bu güçler aslında varlıklarını sürdürmek için DAİŞ’in de olmasını istiyor. Hesekê’de Sinaa Cezaevinde yapılan saldırılardan sonra yakalanan DAİŞ’lilerin ifadelerinde kimlerin yönlendirdikleri açık. Bu çeteler gizli saklı değil aleni bir şekilde Türkiye’nin denetiminde. Bizim DAİŞ’in Türkiye tarafından bölgeye saldırtılmasına şaşırmamamız gerek” ifadelerini kullandı.   ‘RUSYA TEHLİKELİ OYNUYOR’   Uluslararası güçlerin bölgede “ikiyüzlü bir siyaset” yürüttüğünü vurgulayan Ermiş, “Garantör güçlerin varlık sebebi ortadan kalkıyor hatta tehlikeli bir hale bürünüyor. Rusya tehlikeli oynuyor. Varlık gerekçesi krizin derinleşmesini engellemek, ancak garantörlük görevini yerine getirmiyor Rusya. Savaş 2019 tarihinden sonra da hiç durmadı. Peki nerede kaldı garantörlüğün. Rusya Qamişlo şehir merkezinde bulunan QSD’nin bilgilerini Türkiye ile paylaşarak saldırı gerçekleştirmesini sağlıyor. Bu nasıl garantörlük? Rusya Türkiye’nin garantörlüğünü üstlenmiş durumda. Ona istihbarat sağlayarak saldırı gerçekleştirmesini sağlıyor. Böyle devam etmesi durumda önümüzdeki yıllarda daha çatışmalı bir sürece tanıklık edebiliriz. QSD en meşru hakkı olan öz savunma hakkını kullandı. QSD nizami bir güç, bedel ödemiş bir halkın evlatları. Bu halk ne Türkiye’ye ne de Rusya’ya teslim olmaz” diye konuştu.     ‘ROJAVA DEVRİMİ UMUT OLUYOR’   Kuzey ve Doğu Suriye halklarının direnişten yana bir tutum takındığını dile getiren Ermiş, saldırıların şiddetlenmesine karşı halkların teslim olmayacağını belirti. Rojava Devrimi’nin bütün dünya için önemine değinen Ermiş, devamında şunları söyledi: “DAİŞ birçok yerden saldırdı ve bir devlet kurmak istedi. Her yerde katliamlar yapmaya çalıştılar. Bu kanlı oyunu boşa çıkaran Rojava’da bulunan halklar oldu. Terörü durduran Kuzey ve Doğu Suriye halkları oldu. Bu halklar bütün dünyayı bu tehlikeden koruduysa, bütün dünyanın da Türkiye’nin saldırılarına karşı durmaları gerekir. Yapılan saldırılara karşı sadece iyi niyetli olmak yetmez. Kuzey ve Doğu Suriye dünya günü ilan edilerek etten bir duvar örülmeli Rojava çevresinde. Ancak bu şekilde yapılan anlaşmalar, saldırılar boşa çıkarılır. Aksi taktirde boğdurulan Rojava Devrimi tüm insanlığın boğulması anlamına gelir. Bu demokrasinin nefessiz bırakılması anlamına gelecek. Rojava bir umut oluyor, halklara yol gösteriyor. Bu umudu kırmak istiyorlar. Sadece amaç fiziki bir soykırım değil geleceğe dair umutları söndürmek istiyorlar. Herkesin buna karşı olması gerek.”   MA / Emrullah Acar