Avukatlar cinsel şiddete karşı örgütleniyor

img
ANKARA - Ankara Barosu Cinsel Şiddete Karşı Destek ve Dayanışma Birimi’nin 3 yıldır aralıksız olarak çalışmalarını sürdürdüğünü belirten avukat Betül Çetin, ofis, adliye ve ortak çalışma alanlarında maruz bırakıldıkları cinsel şiddete karşı örgütlendiklerini söyledi.
 
Erkek şiddetine karşı kadınları koruyan en güçlü sözleşmelerden olan İstanbul Sözleşmesi’ni yürürlükten kaldıran Türkiye, 1932 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü’ne (ILO) üye olmasına rağmen kadınları iş hayatında koruyan, tacize, şiddete karşı koruyan 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’ni imzalamış değil. İş hayatında herkes için eşitliği hedefleyen ILO 190, iş yerindeki herkesin güvenliğini ve refahını sağlamak için uluslararası bir çerçeve sunuyor. 
 
Yetkililerin sözleşme sessizliğine karşı iş yerlerinde örgütlenen kadınlar ise, oluşturdukları birimlerle toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı yaşanan şiddete karşı özsavunmalarını geliştiriyor. Ülkede ilk kez 8 Mart 2021 tarihinde Ankara Barosu tarafından kurulan Cinsel Şiddete Karşı Destek ve Dayanışma Birimi’nin koordinatörü avukat Betül Çetin, birimin çalışmalarına dair konuştu.
 
POLİTİKA BELGESİNİN 4’ÜNCÜ YILI 
 
Hukuk büroları ve çalışma alanlarında kadın avukatların maruz kaldığı cinsel şiddete karşı dayanışma ve birimin kurulduğunu belirten Betül Çetin, “Kadın avukatlar, barolarda toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanabilmesi için mücadeleler verdik. Bu mücadelenin sonunda hazırladığımız politika belgesi ile bir mekanizma kurduk. 8 Mart aynı zamanda politika belgemizin 4’üncü yılı. Bu, bizim açımızdan 8 Mart’ı daha da anlamlı kılıyor. Belgenin yayınlanmasının ardından kurulan birimimiz 3 yıldır yoğun bir şekilde çalışmalarına devam ediyor” dedi.
 
'GENÇ AVUKATLAR İÇİN DURUM DAHA TEHLİKELİ'
 
Özellikle stajyer ve genç avukatların çalıştıkları ofislerde, adliyelerde ve ortak çalışma alanlarında cinsel şiddete maruz bırakıldığını tespit ettiklerini söyleyen Betül Çetin, birimin cinsel şiddetle ilgili başvuruların yapıldığı bir merkezin de olduğunu aktardı. Betül Çetin, “Bu danışma merkezi üzerinden aldığımız başvurularla cinsel şiddetin kendi meslek örgütümüzde de yaygın olduğunu maalesef öğrendik. Başvuru yapan meslektaşlarımızın yanında durarak mücadeleye devam ediyoruz. Stajyer ya da kıdemli olmamız fark etmeksizin kadın avukatlar olarak cinsel şiddete maruz bırakılıyoruz ancak stajyer avukatlar açısından daha tehlikeli bir durum söz konusu çünkü mesleğin başında ve daha genç. Meslek örgütünü tanımayan, mekanizmaları bilmeyen diğer yandan da ekonomik güçlükler ve tahakküm ilişkisiyle cinsel şiddeti maalesef daha çok yaşıyorlar” diye belirtti. 
 
AMAÇ EŞİTSİZLİĞE KARŞI MÜCADELE 
 
Birimin kurulma amacının toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı mücadele olduğunu vurgulayan Betül Çetin, “Birimimiz ve politika belgemiz görünür oldukça meslektaşlarımızın başvuruları da artıyor. Hukukçu olsak da adli ve idari süreci başlatmak o kadar da kolay olmuyor. Çünkü meslek örgütünde isminin bilinmesi ve cinsel şiddetle bağdaştırılması ‘mesleki itibar’ dediğimiz şey açısından biraz zorlayıcı olabiliyor. Bu yüzden birimimiz gibi mekanizmalara başvuru noktasında çekinilebiliyor. Bu süreci tek başına başlatmak da kolay değil. Başvurularını alıp adli ve idari süreci takip ettiğimiz meslektaşlarımız da var. Hatta geçenlerde ilk kararımızı aldık. Yargı süreci uzun olduğu için uzun zamandır takip ettiğimiz bir cinsel şiddet dosyasıydı. Meslektaşımızın ilk çalışma gününde ofiste maruz bırakıldığı cinsel şiddet şikayetiyle açılan bir dosya. Gözlemci olarak katılma talebimiz oldu. Sonuç olarak sanık ‘iyi hal’ indirimi olmaksızın cezalandırıldı. Bu tür kazanımlar şiddete maruz kalmış kadın avukatların başvuru yapabilmesi açısından destekleyici oldu” ifadelerini kullandı. 
 
Bir yandan Ankara Barosu bünyesinde çalışmalar yürütülürken diğer yandan barolarda benzer mekanizmaların kurulması için çalışma yürüttüklerini söyleyen Betül Çetin, “Bu çalışmalardan sonra birimimiz de baro içerisinde görünür hale gelmeye başladı. Belli kazanımlarımız oldu. Stajyer avukatlara zorunlu toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi verilmeye başlandı. Bu eğitimi birimimizin hazırladığı modül ile alanda çalışan uzman avukatlar tarafından verilecek. Ayrıca birim çatısında çalışmaya başlayan meslektaşlarımızda sayısal bir artış da oldu. Bunu görmek çok önemli” diye belirtti. 
 
BİRİM YAYGINLAŞTIRILDI 
 
Betül Çetin, birimle ilgili şu bilgileri verdi: “Politika belgemizi yayınlarken nasıl çalışmamız gerektiğini biliyorduk; kolektif, eşit ve hiyerarşiden uzak. Türkiye’de ilk kez politika belgesini Ankara Barosu ilan etti. Bu anlamda da bir öncülük söz konusu bizim açımızdan. Bu öncülüğün yüklediği sorumluluklar da var. Hukuk fakültelerinin eksikliklerinden biri de toplumsal cinsiyet eşitliği dersinin zorunlu olmaması. Bu, meslek örgütümüz açısından da bir sıkıntı oluşturuyor. Bu yüzden temel sorumluluğumuz politika belgesinin tüm barolara yayınlanması ve mekanizmaların kurulmasıdır. Buna dair yaptığımız çalışmalar oluyor. Geçtiğimiz yıl, 10 kent barosunu davet ettiğimiz bir çalıştay düzenledik. Deneyimlerimiz ve bu çalıştaydan sonra Antalya Barosu birimi kurdu, İstanbul ve İzmir barolarının hazırlık aşamasında olduğunu öğrendik. Hukukçular ve hak savunucuları, bu mekanizmaları önce kendi meslek örgütlerinde oluşturacak, bunu içselleştireceğiz ki sonrasında toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle mücadele için öncü rolümüzü koruyabileceğiz.”
 
'ERKEKLER BİLİNÇLENDİRİLMELİ'
 
ILO’nun 190 Sayılı Sözleşmesi’nin önemini vurgulayan Betül Çetin, “Bizler için çok önemli bir sözleşme. Türkiye şu an için bu sözleşmeye taraf olmasa da iş yerlerinin taraf olmaması için bir yasak söz konusu değil. Genel olarak sözleşmeler, kanunlar ve düzenlemelerle alakalı olarak bir araya geliyoruz. Erkeklerin bu konuda bilinçlenmesi gerekiyor. Bu sözleşmeye aykırı bir davranışta bulunduğunda karşılaşacağı yaptırımların bilincinde olması gerekiyor. Zaten birimimizde de açık kimlikli LGBTİ+ bireyler ve erkekler de sorumluluk alıp çalışma yürütebiliyor. Bu gönüllülüğün de önemli olduğunu düşünüyoruz. Faaliyetlerimizi kapsayıcı bir şekilde yürütmeye çalışıyoruz. Stajyer öğrencilere vereceğimiz zorunlu eğitimlerde de toplumsal cinsiyet eşitliği eğitiminde de, LGBTİ+ konusu toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında yer alıyor” diye belirtti. 
 
ŞİDDETE KARŞI KADIN DAYANIŞMASI
 
Son olarak 8 Mart’ta şiddete karşı eylem alanına çağıran Betül Çetin, şöyle devam etti: “Politika belgesini kadın arkadaşlarımızın mücadelesiyle kazandık, bu kapsamda kadınlarla yan yana olmaya devam edeceğiz. Buradan tüm kız kardeşlerime, meslektaşlarıma yalnız olmadıklarını söylemek istiyorum. Kadınlar olarak hiçbir zaman yalnız kalmadık omuz omuza mücadele etmeye devam ettik. Bu yılki 8 Mart, Politika Belgemizin 4’üncü yılı aynı zamanda. Birimimiz, kadın hakları merkezi ve LGBTİ+ merkezleriyle yan yana, meslektaşlarımızla birlikte şiddete karşı 8 Mart eylem alanında olacağız. Umarım bu röportajı dinleyen veya okuyan meslektaşlarımız da orada olurlar, hep beraber yürür ‘Şiddete karşı kadın dayanışması’ deriz.”